Evet yanlış duymadınız dostlar. Adana’ mıza çok yakın bir zamanda AppleStore açılacak. Mağaza ile alakalı fiziksel detaylarla boğuşuyoruz şu sıralar. Ama bir yandan da işe alımları gerçekleştirmek te gerekli. Mağaza satış danışmanları olarak işe alınacak kişilerde aradığımız nitelikleri blogumdan da belirtmenin faydalı olacağını düşündüm.
Nasıl birilerini arıyoruz?
Öncelikle mağaza satış danışmanlarımız güler yüzlü, görünümüne dikkat eden ( pırezentıbıl demek istemedim ) ve diksiyonu düzgün kişiler olmalı. En önemli kriterlerimizden ilk üçü ise şöyle; 1. Perakendecilik ve teknolojik ürün satışında deneyimli olmalı 2. Müşteri yönetimi ve Pazarlama – satış stratejileri konularında deneyimli olmalı 3. Teknolojiyi ve bilişim sektöründeki yenilikleri, gelişmeleri takip etmeli
Müşteri odaklı ve İnsan ilişkilerinde başarılı, doğru ve hızlı karar verebilen hatta planlama, organize etme ve ikna kabiliyeti yüksek olursa – ki olsun – süper olur.
Bunlara ek olarak genç, dinamik ve enerjik, neşeli bir ekiple çalışmaya uyumlu, seyahat engeli bulunmayan, İngilizce bilen, Adana’da ikamet eden, Lise veya Üniversite Mezunu olması da gerekli. Çok şey istiyoruz biliyorum ama satılacak olan ürün Apple. Yani kalitesiyle özdeşleşmiş bir marka. Dolayısıyla bu markanın satışını yapacak kişiler de özenle seçilmeli
Ekibimizdeki arkadaşlarımızın Apple Ürünlerini tanınması ve kullanılması tercih sebebi olacak bunu da ekleyeyim unutmadan.
Futbolda fırsatçı golcü diye bir tabir vardır bilir misiniz? Hani rakip defansın hata yapmasını tetikte bekleyen veya pozisyon gereği oluşacak fırsatları önceden sezip tam da olması gereken yerde durup gol vuruşlarını yapan forvetlerden bahsediyorum.
Hah işte, Ufo’nun açık hava ısıtıcı reklamlarını görünce aklıma hemen bu futbol tabiri geldi. Fırsatı yakalayan Ufo’ya helal olsun golü attı şimdiden. Yazın iyonizerli serinleticisiyle sektörde mevsimlik olmadığını gösteren firma şimdi de kapalı alanlarda sigara içme yasağını fırsat bilerek yeni bir ürün ile piyasaya çıktı. Gerçi ürün yeni mi değil mi tartışılır ama pazarlama jargonu bir çok mekan sahibini etkilemişe benziyor.
Kendi adıma sigara içmediğim için çok bir ayrıcalık hissetmedim ama sigara kullanan arkadaşlarımın Ufo Açık Haca Isıtıcısı bulunan mekanları tercih edeceğinden eminim. Dolayısıyla Ufo mekan işletmecilerinin müşteri memnuniyeti ve rekabet gücü noktalarında önemli bir kriter olmuş olacak.
Üstelik reklamlarındaki kısa ve öz anlatım da çok yerinde olmuş. Buraya tıklayarak reklamı izleyebilirsiniz. Bence çok keyifli olmuş reklamları da..
Kısa ismi YBT. Üniversiteden arkadaşlarım olan Jale ve Esra sürekli linkler yollayıp, iletiler yazıp duyurmaya çalışıyorlardı ama açıkçası incelemek 1,5 hafta öncesine kısmetmiş. Blogumda yazmak ise bugüne Kısaca bahsedeyim;
YBT Türkiye geneli bir proje yarışması. Diğer proje yarışmalarından farkı ise projelerin engellilere yönelik ve teknik birer proje olması. Ayrıca ilk aşamayı geçen projelere maddi destek (başlangıç sermayesi ) verilebilecek.
Böyle söyleyince basite kaçıyor biliyorum ama kısaca tanımı bu. Benim ise ön plana çıkarmak istediğim noktalar söz konusu bu yazımda. Mesela bir teknoloji yarışmasının konusunun engelli insanların hayatlarını kolaylaştırmak veya yarışma isminden anlaşıldığı üzere onları yaşama bağlamak ise bu çok önemli bir detaydır. Zira günümüzde teknoloji üreten beyinler maalesef nükleer füzeler,ölümcül silahlar ve buna benzer çalışmalar için de kullanılıyor. Bunların gerekliliği veya gereksizliği tartışılır. Ama anlatmak istediğim şey o değil. Bu yarışma ile genç arkadaşlarımız belki de hiç bakmadığımız bir noktaya dikkat çekiyor ve insanları çözüm için yönlendiriyor. Hani derler ya başkalarının dertleriyle dertlenmek diye. İşte o hesap, engelli insanlarımız için kafa yorup teknoloji üretmek kadar ulvi bir mesele var mıdır acaba? Müthiş..
Bu sebeple blogumda yazdım ve desteğimi ilan ettim. Belki çok okunan bir blog değilim ama olurda bu yazıyı okuyan ve katkısı olabilecek birileri olur (sponsorluk veya proje katılımı gibi) benim de çorbada tuzum olsun istedim İşte iletişim bilgileri ve yarışma için tarihsel akış: Okumaya devam edin
7 – 11 Ekim 2009 tarihleri arasında Cebit’e gitmek için elimden gelen tüm özveriyi gösterdiğim şu günlerde, bakın ne gördüm.. Çocukluğumuzdan beri kolumuzdan eksik etmediğimiz saatler sayesinde ismini çok duyduğumuz Japon devi Casio’nun yeni modeli ilk kez Türkiye’de CEBIT’de Desnet standında tanıtılacak.. Sizin yerinize de gezeceğim ve inceleyeceğim dostlar;) İşte haberle alakalı detaylar.. Japon teknoloji devi Casio, dünya el terminali pazarına sunmaya hazırlandığı yeni modeli Casio IT-800’ü tüm dünyadan önce Türkiye’de teknoloji meraklılarıyla buluşturacak.
3G hızında ilk el terminali olan Casio IT-800’de, kırılmaz ekran, 1D/2D barkod okuma özelliği, GPS ve Wlan özellikleri, Windows Mobile 6.5 işletim sistemi ve 624 Mhz. İşlemci özellikleri bulunuyor.
Ürünü Türkiye pazarına sunan Desnet Yazılım, CeBIT Eurasia 2009’da 2/C10 numaralı standında Eylül ayı başında dünyaya duyurulan Casio IT-800’ü ilk kez tanıtacak. Okumaya devam edin
Son zamanlarda farkında olamadığım ama çok çok sevdiğim bir insan sayesinde bunu farkettiğim bir konudan bahsedeceğim sizlere bu yazımda. Hayatımıza Liderlik Etmek…
Blogumun da sloganında olduğu gibi şimdi tekrar hayatıma liderlik ediyorum.. Kısa süreli de olsa – farkında olmadan – bu eylem yerine hayatı akışına bırakmak eylemini uyguladığımı gördüm. Yanlıştı. Ama çok şükür ki geçiciymiş.. İnsan önce kendine daha sonra da sevdiklerine hayat aşılamalı.. Yani önce kendinin lideri olmalı insan, ki başkalarının da lideri olabilsin.. Şimdi sizlerle öyle bir video paylaşıyorum ki demek istediğimi çok çok iyi anlayacaksınız.. Let’s Lead Your Life
Friendfeed belirli bir hocası olmayan bir okul gibi birşey benim için. Hoca olmaz olur mu? diyenler yanılıyor maalesef..
O hoca sandığınız kişiler sadece sizden daha donanımlı diğer öğrenciler. Anlayacağınız bu platformdaki herkes birer öğrenen, birer öğrencidir..
Bu okulda o kadar farklı şeyler öğreniyoruz ki birbirimizden.. Bazen hayatımızın yönünü değiştirecek nitelikte bilgi deryalarında buluyoruz kendimizi, bazen de saçma sapan geyik muhabbetler içersinde.. Bazen gördüğümüz bir linke tıklayıp saatlerce bilmediğimiz konular ile alakalı müthiş verimli dakikalar geçiriyoruz, bazen de bilgisayar başında öylece milletin atışmasını izliyoruz.. Kah gülüp, kah geriliyoruz… Bunlar normal.. Zira hiçbir okulda sadece ders olmaz.
Herkesin bir sıra arkadaşı olmuştur ya da arkadaş grubu.. Hatırlayın liseyi, hep beraber gezdiğiniz kafa arkadaşlarınız yok muydu? Elbette vardı. Siz nerdeyseniz onlar da orda, aynı planlara uyan aynı frekansta insanlardınız onlarla.. Aynı şey friendfeed’de de var. Bir düşünün sürekli feed’lerine ‘like’ verdiğiniz, yorum yapıp muhabbet ettiğiniz kişiler vardır FF’de. Siz onlara abone olursunuz onlarda size. Bu sayede takipte olursunuz hep.. Bunun dışında sevmediğiniz belki de görmek istemedikleriniz de olmuştur lisede. FF’de siz onlara abone olmazsınız, çok gıcık kaparsanız da engellersiniz. Bu kadar basittir. Kısaca her telden insanın oldugu bir okuldayız..
Sadece almak istediğinizi alırsınız bu okuldan.. En azından buna gayret edin bence Hem paylaşmak iyidir. Paylaştıkça Okumaya devam edin
Uzun zamandır kendi blogumda yeni yazı yazmıyordum aslında yazamıyordum demeliyim.. Blogumun istatistiklerini hemen hemen hergün kontrol ederken bugün 10 günde bir bakar oldum. Bu blogumdan yavaş yavaş sıkıldığım anlamına gelmesin. Kesinlikle hala çocuğum gibi benim için bu blog. Lakin değişen bi yönelim vardı son zamanlarda Ben de. Vaktiniz varsa izah edeyim efenim;
Bir iş görüşmesinde sarf ettiğim bir cümle vardır; ‘Öğrenmeye ve öğretmeye aç biriyim’.. Evet bu konu üzerine söyleyeceklerim var bu yazımda. Üniversite yıllarımdan itibaren kendimi sürekli geliştirmekle uğraştım durdum. Bazen odak noktalarım değişti ama şuan belli başlı konularda donanıma sahibim diyebiliyorum. Ha yeterli mi hala değil.. Birçok üstad var ders almaya çalıştığım ve birçok proje var hayata geçmeyi bekleyen. Bu işin öğrenmeye aç olma kısmını doğrulamak için yazdıklarımdı. Peki öğretmeye aç olma kısmı nedir derseniz.. İşte Mutfak Teyze de bunun son örneği.. Okumaya devam edin
Sütlü tatlıların içerisinde belki de en sevdiğim tatlı sakızlı muhallebi. İçlerinden biri dedim çünkü çoook Damla sakızının o kokusu yerken beni sanki mest ediyor Daha pişirirken tadına bakma maksadıyla tırtıklayıp duruyorum Bu nefis ve pratik tatlıyı huzurunuza zevkle sunarım Malzemeler: 1 kg süt 2 kahve fincanı toz şeker 2 kahve fincanı [...] […]
Yine bir dostane tarifle karşınızdayım Friendfeed sayesinde tanıdığım kendisine kısaca ismi lazım değil dediğimiz bir arkadaşımız yolladı muhallebili kadayıf tatlısının tarifini ve resmini… Gün geçtikçe yenilerini ekleyeceğimiz dostane tariflerimiz yenisini huzurlarınıza sunarım MUHALLEBİLİ KADAYIF 400 gr tel kadayıf 1 çay bardağı toz şeker 1/2 çay bar […]
ATATÜRK DİYOR Kİ; Biz Türkler, bütün tarihimiz boyunca hürriyet ve istiklâle timsal olmuş bir milletiz. Ne kadar zengin ve müreffeh olursa olsun, istiklâlden mahrum bir millet, medenî insanlık karşısında uşak olmak mevkiinden yüksek bir muameleye lâyık sayılamaz. Özgürlük ve bağımsızlık benim karakterimdir. Ben milletimin en büyük ve ecdadımın en değerli mi […]
Son Yorumlar